Kategoriler

Vitrin

 

Bir Şizofrenin Anıları

 Hemen Al Fiyatı

 10  YTL  ( Fiyatlara Kargo ve Havale ücreti Dahildir. )

 

 Sipariş Formu İçin Tıklayın

 İletişim İçin : 0 536 834 78 98 ( Siparişinizi Hemen Verebilirsiniz  Ücretsiz Danışmanlık Hizmetimizden ayrıca faydalanabilirsiniz.)

 Hesap Numaralarımız :

 

                                                     

ESARETİN BEDELİ

Zamanlardan 2004'ün Aralık ayındayız. Babam, kardeşim ve ben Gaziantep fuarındayız yaklaşık 7 aydan
beri maddi olanaksızlıktan dolayı kitaplarımı bastıramamıştım. Bir yazar olup ta 7 ay bir uzun süre
kitapsız kalmak nasıl bir duygudur bunu yaşamayan bilemez.

Gaziantep fuarının normal süresi 2005 yılının ilk günü sona erecekti. Fakat Fuar sahibi daha fazla
gelir sağlamak için fuarı bir kaç ay daha uzatmaya karar verdi. Zaten iş yapmamız çok zordu. Uzatmanın ilk 15
günü bizim açımızdan bir kabustu sanki. O zamanlarda bir sevgili edinmiştim.  Sevgilimden Ocak ayında
(2005'in) kitap bastırmak için borç istedim. O ilk önce kabul etmedi fakat istemeyerekte olsa zorla kabul etti.
Ertesi gün sevgilimden mesaj geldi mesajda bana söz verdiği borcu veremeyeceğini onu anlamamı istediğini dile getiriyordu.

Aman ALLAH'IM dedim ve yıkıldım çünkü bana vereceği para sadece 300 YTL idi. Durumumuzu da iyice değerlendirdim.
Durumumuz iyice kötü idi iyice de kötü olacağı iyiden iyiye belliydi. Beni büyük bir hırs bürüdü ve hemen bir şeyler yapmak üzere
Gaziantep i terk ettim. Derken Diyarbakır'a döndüm ve oradan da Kırşehir Fuarına hareket ettim. Yanımda gümüş yoktu biraz bijuteri
takviyesiyle sadece bijuteri açtım tezgahıma.

Fuarın ilk haftasında en büyük ciro 100 YTL idi bazı günler bu 40 YTL ye kadar düştü. Tam kara kara düşünürken telefon geldi.
Arayan benim bijuteri toptancılarımdan olan Tekin di. Bana Telefonda Konya da bir dükkan açtıklarını
ve bana ihtiyacı olduklarını ve dükkan da satış yapmamı ve bununla beraber kitaplarımı bastırmama da yardımcı olacaklarını
söyledi. Bende Kırşehir'de fuarda olduğumu söyledim. Tekin: " Aytekin, orayı hemen kapat yarın
burada olman gerekiyor" dedi.

 Ben telefonu kapattıktan sonra hem düşündüm hem de anlatılmaz bir sevinç burukluğuna büründüm.
Evet kitaplarım basılacaktı, kitaplarım bu anlatılmaz bir duyguydu. Hemen Antep teki babamı aradım ve
görüştüğüm telefonu aksettim. Babam dikkatli olmam konusunda beni uyardı, bense " Baba, kitaplarımı
basmamda bana yardımcı olacaklar" dedim ve zaten de kaybedeceğimiz bir şey yoktu. Ve cesaretimin başlangıcının
burada başlayacağını bilmez bir halde ertesi gün tezgahın üzerini örttüm ve yola koyuldum.

Konya'da tek otobüs sabah 08:30 da kalkıyormuş. Bende ilk önce Orta köy'e oradan Aksaray'a oradan da
Konya'ya gitmek üzere yola koyuldum ve akşama doğru Konya'ya ulaştım.
Sözde telefonla konuştuğumuz kadarıyla Tekin beni otogardan alıp dükkana götürecekti fakat bunun aksine
Konya otogarına vardığımda adres vererek benim gelmemi istedi. Bende buna anlam veremeyerek, dükkanın yolunu tuttum
Konya milli fuarının önüne geldiğimde yeni açılan belediye çarşısına indim ve dükkanı buldum
Dükkanda beni kardeşleri Murat karşıladı. Daha sonra Tekin ve en büyük kardeşleri İhsan'da geldi. Akşamleyin
beni otele yerleştireceklerdi. Götürdükleri otelde iki türlü oda vardı bir kaloriferli birde kalorifersiz.
Kaloriferli 10 YTLydi diğeri ise 5 YTL idi Havanın soğuk olduğunu bile bile beni soğuk odada yatırmak istediler ben şaşırdım.
" Arkadaşlar ben bu havada eğer bu odada kalırsam hastalanırım" dedim ve Zoraki 10'luk odada kaldım o gece.
Sabah oldu ve ben dükkana gittim benim çok çay içtiğimi bildikleri için ketıl almışlar. Fakat bende çayın demini
alarak içilmesini sevenlerdenim. Bu o günden itibaren bir problem oldu. Murat her içtiğim çayda problem teşkil ediyordu.
İlk 2 gün marlbora sigarası aldırttım onlara bu birinci sorun oldu, ikincisi içtiğim çaylar, üçüncüsü de otel param.
Murat beni yollamaya kalkıştı, patladım ve konuştum ( O anlarda hafif bir şiddette bir depresyona maruz kaldım.)
Zor bela razı ettim. Onlardan maaş almıyordum. Dükkanın her türlü ürünün satışını yapıyor ve sadece günlük her türlü masrafımı
karşılıyorlardı. Otele 10 YTL vermek ağır geldiği için bana günlük 5 YTL otel için vermeye başladılar. Bende 10 YTL'lik
yerde kalıyor geri kalan 5 YTL'sini kitaplarım çıkıp ta kazandığım parayla ödemek suretiyle borçlanıyordum.

Günler geçiyor kitaplarımı bastırmak için hiç bir girişimde bulunmuyorlardı. Tekin'e bir gün kitaplarımın bahsini açtığımda " Aytekin
ne birkaç milyar tutar mı bastırmak biz iki yüz üç yüz milyon tutar zannetmiştik." gibilerinden saçma
sapan sözler sarf etti ve ondan sonraki günlerde de hiç mi hiç kitaplarımı bastırma bahsini açmadılar. Konya'da bulunduğumun ikinci
ayına girmiştim benimle ilgilenmiyorlar kendi işlerinde yardımcı olmamla ilgileniyorlardı.
Baktım olacak gibi değil işin başa düştüğünü anladım. Allah'ım yardımıyla bir kaç arkadaşın referansıyla Konya'daki matbaacılar sitesindeki bir matbaayla
irtibat kurdum. Tam sevinçten uçuyordum ki, matbaa kitap dizgisinin yapılmadığı problemi çıktı.
Bir çok problem daha yaşayarak bir dizgiciyle irtibat kurdum dizgiciyle 4 kitap için 230 YTL ücret karşılığında anlaştık.
ev önden 130unu verecektim geri kalanı da kitaplar çıkıp ta satışına başladıktan sonra Ödeyecektim.
5 Günde dizgici aydınger çıktılarıyla birlikte kitapları basıma hazır halde teslim etti. Ve soluğu matbaada aldım.
Problemler yine bitmedi. Elinde şuan iş olduğunu bahane ederek basamayacağını başka bir matbaa bulmamı söyledi. Asıl Problem
paraydı biliyordum. Matbaa peşin para veremeyeceğimi anladığı için bunu bana söylemişti. Allah'ım, yarabbim bu paracılık nedir
hiç mi insanlık kalmamıştı. Bir kez daha yıkıldım ve yine yola koyuldum bir kaç matbaayla görüştüm olmadı. Ve yine devam et dedim.
Ve bir matbaayla görüşürken benimle ortak yönümüzden dolayı temsilde anlaştık. Ama 4 kitap değil iki kitap basılacaktı. öden 400 YTL
istedi ben ise 300 YTL yi kendimi çok zorlayarak verebileceğimi ifade ederek anlaştık. Kitaplarımdan çizgi ötesi 1 ile Psikoloji Dünyası 1
basılacaktı. Ve bir hafta sonra matbaaya 250 YTL verdim, kitaplar basıma hazır hali geldi ve o mutlulukla dükkana gittim. günler geçmek
bilmiyordu. Aradan 15 gün geçti normalde kitapların çıkması gerekiyordu. fakat problemlerin devamı niteliğinde kitaplar çıkmıyordu. Ve kitapların verilmesinden 22.
gün kitaplarım çıktı. Çocuklarım çıkmıştı. Matbaadan kitaplarımı taksiyle dükkana getirdim. Ve satışa büyük bir özlemle başladım.

Ertesi gün problemlerden bir başkası gündeme geldi. Dükkanın Sahiplerinin kardeşlerinden olan Yetkin kitabımı müşterilere tanıtmamdan hoşnut olmadı bunu
hissettim. Bunu kelimelerine de dökünce ağır bir depresyona bir anda girdim ( Zaten belli aralıklarla birikim olmuştu o anda tetiğin çekilmesini sağladı. )
Baya bir tartıştıktan sonra Yetkin zorda olsa kitap satmamın o şekilde olabileceğini kabullendi.

Konya'daki 3. Ayımdaydım. İhsan bir gün, "Aytekin beni matbaanla bir görüştür nasıl anlaştınız bir öğreneyim" dedi. Ve beynimden
vuruluşumla tartışmamız esnasında onun düşüncelerini öğrendim. Ona göre kitaplarımı bastırdığım matbaayı, kitaplarımı bastırmaya razı etmek için sanki
dükkanın sahibiymişim gibi bir konuşma yapmış olabileceğini düşündüğünü öğrendim.

Konya'da tam 4 aydan fazla kaldım. Arkadaşların bana davranışları yüzünden hastalığım 3 defa patlak vermişti. Tabii bunlar bu durumdan
habersizlerdi. Kitaplarımı satıyor, isteyeceğim kitap kadar parasını veriyor o sayıda matbaamdan kitap alıyordum. Sonra iyice
bunalmıştım kuş kadar kazancımı bile merak ediyorlardı. Huzursuz geçiyor du her günüm.

Bir ara Diyarbakır'a 5 - 6 günlüğüne gittim aman Allah'ım her gün  günde 2 - 3 defa telefon geliyor Aytekin ne zaman geliyorsun diye telefonlar...

O bozuk ortama gitmeme konusunda beni düşünerek çok ısrar ettiler. Fakat ben daha tam anlamıyla bedelimi ödememiştim. Ve tekrar
Konya'ya gittiğim gün pazartesiydi ben dükkanın rekorunu kırdım. tam 550 YTL'ye imzamı atmıştım.

Ortam iyiden iyiye bozuluyordu. kaldığım zaman zarfı süresince birkaç defa depresyona maruz kaldım. Ve mayıs ayında Giresun fuarım ortaya çıktı
1 Ay öncesinden bunu Tekin'lere bildirdim onlar gitmemem konusunda çok baskı yaptılar. fakat benim en büyük özelliğimi bilmiyorlar da Oda her ne olursa
olsun kafama koyduğumu yapmamdı. Ve mayıs ayı geldi esaretin bedelini ödemiştim, ( Yani kitaplarıma, çocuklarıma tekrar kavuşmanın bedelini. bende
hayatım boyunca unutamayacağım izlerle tabi. Sevgili okuyucularım hayatta her şeyin bir bedeli vardır. )Bedelsiz ulaşılan hiç bir şey
devamlılık göstermez. Bu esaret bile olsa...

Kampanyalarımız için tıklayın